NewYork City (NYC) taksi pazarı için araç tasarlayıp üretmek üzere açılan ihaleye katılan ve şartnameyi yerine getirmeyi taahhüt eden Karsan, tasarım ve mühendislik şirketi olan Hexagon Studio ortaklığıyla ihalenin kazanılması durumunda Türk mühendisler tarafından tasarlayacağı taksileri, Karsan tesislerinde üreterek NYC’ye ihraç edicek.
Newyork taksi ihalesi marka yaratmak için bir fırsat
Tanıtım toplantısında konuşan Hexagon Studio Yönetim Kurulu Başkanı Jan Nahum;“Türkiye’nin özellikle son 15 yıllık otomobil sanayisindeki gelişimi, bizleri dünyanın ileri gelen otobüs ve hafif ticari araç liderleri arasına yerleştirdi. Karsan bu yarışı başından beri takip eden oyunculardan biri olarak sınırsız ulaştırma çözümlerini yeni vizyonu olarak belirledi. New York’un taksi ihalesi fırsatını değerlendirirken de var olan bir çözüm yerine, bir soruna çözüm olabilecek yeni bir araç tasarlamayı uygun gördü. Bu öneriler arasında 2012’den itibaren bütün toplu taşıma araçlarında zorunlu hale gelecek olan özürlü kullanıcıların ihtiyaçlarının karşılanabilmesi de vardı. Ve asıl amaç tek bir metropolün değil sahip olduğu esneklik sayesinde bütün metropollerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir araç yaratmaktı” diyerek yeni bir marka yaratma düşüncesinin mutluluk verdiğini de dile getirdi.
Türkiye’de de otomotiv sektörünün ciddiye alınması gerektiğini belirten Nahum; “Bir taraftan bizim ciddi bir beklentimiz var öbür taraftan varacağımızı tahmin ettiğimiz bir boyut var. Özgün Ar-Ge, özgün tasarım, özgün model üretmeye ihtiyacımız var. Dolayısıyla ister istemez bir marka yaratmamız lazım. Bu bizimde markamız olsun isteği değil, Türkiye varmak istediği boyuta gelirken, Türk otomotiv sanayinin yapmak zorunda olduğu bir geçiş. Yolculuğumuz kolay değil, zor bir yolculuğumuz var. Bu yolculuğa beraberce topyekün çıkma ihtiyacımız var” dedi.
Kıraç “Otomotiv sektörüne sahip çıkılmalı”
“Kendi markamızı yaratmaya ihtiyacımız var” diyerek söze başlayan Karsan Yönetim Kurulu Başkanı İnan Kıraç; “Bugün 45 yaşında olan bir 124 aracı, Bir Anadol’u, Bir Renault’u halen piyasada bulabiliyorsunuz. Hatta bugün Tofaş fabrikasına "kuş" serisinden 20 bin tane yap deseniz bile bu 20 bin arabanın Türkiye’de satacağına taahhüt ederim. Hatta ihraçta edebilir. Türkiye’ye çok doğru hareket ederek doğru vasıtalar verdik” diye konuştu.
“Otomotiv bugün Türk ihracatının en büyük lokomotifidir” diyen Kıraç, “O nedenle Türk toplumun buna sahip çıkması lazım. Alınacak her türlü kararın çok düşünülmesi lazım. Diğer ülkelere baktığımızda otomotiv sektörü olan bütün devletler bu sektörü kaybetmemek için büyük imkânlar sağladılar. 20 bin mühendis bulamadığınız bir Türkiye’de 2010 yılına baktığınızda Ar-Ge ‘da çalışan mühendis sayısı 4 bin” diyerek geçmişten bugüne yaşanan yeniliğin farkındalığını da sözlerine ekledi.
Taksi ihalesiyle başlayan yolculuk
Yeni bir ürünün oluşumunda pazardaki bir boşluk, mutlak ihtiyaç veya yaratılması gereken bir çözüm üzerine oluştuğunu belirten Hexagon Studio Genel Müdürü Tolga Kaan Doğancıoğlu New York taksi projesinin de böyle bir yenilikçilik anlayışı çerçevesinde oluştuğuna dikkat çekti. Doğancıoğlu; "Bu oluşum çerçevesinde Newyork Belediyesi öncü bir vizyonla şekli yeniden yapılandırmaya karar verdi. Pek çok kişi için ulaşılması çok zor gözüken yenilikler şehrin içinde gerçekleştirilmeye başlandı. Bazı caddeler tamamen yayalara ait bir yol haline getirildi, Bisiklet yolları yapıldı. Bu dönüşümden taksilerin etkilenmemesi mümkün değildi ve mevcut kullanılan taksiler yerine çağdaş, çevreci, şehre özgün bir araç gerçekleştirilmesi fikri ortaya çıktı. Sonuçta bir ihale açıldı. Bu ihalenin varlığı bizi taksi konusunda düşünmeye ve daha derinlerde incelemeye fırsat verdi. İnceledikçe çok ilginç bir konu olduğunu ve Newyork’un bu öncü yaklaşımını diğer pek çok metropol içine peşinden takip edilecek bir akım olabileceğini gördük” dedi.
Taksinin kendine özgü bir şekli olduğunu ifade eden Doğancıoğlu; “Taksi 5 modülden oluşuyor. Bunlardan ilki yolcu, ikincisi sürücü, bütün bunları harekete geçirecek ve özel çevreci yakıtlarla gidebilecek bir motor sistemini hayata geçirdik. Ve bunları taşıyacak bir platform olmalıydı. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım bütün bu sistemleri layıkıyla yerine getirsek de nihayetinde taksiler bir şekil mobilyası. Baktığınız zaman bineni de, kullananı da, etrafta bulunanlarında bundan gurur duyacağı bir stilini olmasıydı.” sözleriyle Karsan taksisini anlattı.
Doğancıoğlu; “Bugün taksiyle bir yerden bir yere giderken de rahat edebilmelisiniz. Newyork’ta uygulayacağınız bir taksi modelini İstanbul’da uygulayamayabilirsiniz. Bütün paydaşlarla görüştük ve herkesin memnun olabileceği, annenin bebeğiyle rahat edebileceği, çocuk arabasını içine alabileceği, bavullarını araç içine rahatça koyabileceği, yaşlıların zorlanmadan araç içine binebileceği, özürlü vatandaşların kolayca erişebileceği bir araç kurgulamaya çalıştık” dedi.